corumca

Heeri: Anlamı olmamakla beraber, “hadi gidelim, daha fazla bekleyemem heri”, “iyi heri geliyorum” cümlelerinde olduğu gibi kelimeler arasında bağlaç olarak kullanılıyor.

Göbel: Erkek çocuk

Şilepe: Meyve veya tatlıdan bulaşan yapışkan sıvı

Elevay: Yavaş iş yapan kimse

Culuk: Hindi

Ellam: Herhalde

Badal: Merdiven

Çoynak: Çolak

Gölbez: Köpek yavrusu

Gunnamak: Bir hayvanın doğurması

Tengirdemek: Elden çıkarmak

Cınnak: Tırnak

Mazarat: Yaramaz çocuk

Guşhane: Büyük, metal yemek tenceresi

Costar: Aklı bir karış havada

Toplu: Pencere

Eze: Omuz

İlaen: Leğen

Zuval: Kızılcık ağacının meyvesi

Dobak: Güvercin

Pinnik: Tavuk Kümesi

Sellağ: İçinden pis su akan dere

Sıracalı: Zayıf ya da devamlı hasta kişi

Alakise: Üçkâğıtçı

Şinnemek: Yaramazlık yapmak

Cıncık: Misket

Pevrede: Meyve marmelâdı

Yelikme: Şımarma

Heşlenmek: Ziyan etmek

Tuyumuna: Bir şeyi ezberinden yapmak

Börttürmek: Kaynatarak pişirmek

Şapırtısına yelmek: Olması zor olan bir şeye inanmak

Çöğdürüm çüş: Tahterevalli

Öçpe: Ukala

Foldur foş: Bol, geniş

Capcuk: Elinin, ayağının birbirine dolanması

Helke: Plastik kova

Kavlatmak: Bir tabakayı altındaki tabakadan ayırmak

Tavatır: Mükemmel

Zollu: İyi

Cibelmek: Şansını fazla zorlamak